HURDA
Parçalanmış, döküntü durumuna gelmiş. İşe yarayamayacak derecede bozulup sakatlanmış, zarar görmüş. Eski, bozuk araç gereç ya da hammadde parçaları.
HURDACI
Hurda alıp satan kimse.
HURDACILIK
Hurdacının işi.
HURDALIK
Hurdaların bulunduğu ya da alınıp satıldığı yer.